Love,Rosie





Bir filmi izler izleme yorum yazma isteği uyandırıyorsa bende o film ortalamanın üzerinde iyidir ya da berbat. Neyse ki Pazartesi sendromunun hat safhaya ulaştığı şu anlarda bu filmi o ince çizgiyi aşarak iyi filmlerin arasına katıldı, yüzüm gülüyor anlayacağınız :) 

Cecelia Ahern'i bilenler bu filmin adını duyunca meraklanmış olmalılar. Zira ben öyle oldum, yazarın sadece bir romanını okumuştum zamanında o da Love, Rosie idi. Tesadüfe bakın ki bu filmde o romandan uyarlamaymış. Ama sanırım ben kitabı neredeyse tamamen unutmuşum -şimdi kontrol ettim de kitabı yarıda bırakmışım, ups!- , ya da bu film ondan oldukça farklı. Filmi romantik,komedi filmler arasında gösteriyorlar ama benden söylemesi bu filmde bundan daha farklı şeyler var. Ne diye sormayın çünkü ben de bilemiyorum. Sadece bu filmi izlerken buz gibi bir havada değil de, bir ilk bahar akşamı balkonda otururken akşam üzeri kızıllığında izlemek isterdim. Konusu, müzikleri, öyle istedim işte birden. 

Filmin konusundan bahsetmek ile bahsetmemek arasında kaldım ve en sonunda bahsetmemeye karar verdim, nedenini yine bilmiyorum. Kısa ve öz bir paylaşım olsun istedim, konusu da sürpriz olsun artık ya da çok merak edenler kısacık bir google araması yapabilirler :) Siz bu yazıyı okuya durun ben çoktan arkadaşlarıma filmi önermeye başladım bile...

Puanım:




Yorumlar